Kullanıcısı olduğumuz birçok internet sitesi, kullandığımız bir sürü aplikasyon var. Hepsinin iyi birer kullanıcısıyız. Ama kurulma amaçlarını biliyor muyuz? Peki, hakkıyla kullanabiliyor muyuz? Mason’un PAPA modelinden yola çıkarak sosyal medya araçlarını inceledik. Mason’un PAPA modeli nedir ilgili merak ederseniz buradan bilgi edinebilirsiniz.

Başlangıç notu: Aşağıda bildirilen durumlar hayat ürünüdür, kullanım alanlarını ya da kullanıcıları kötülemek adına değil durum değerlendirilmesi olarak yazılmıştır.

Facebook: Mark Zuckerberg ve arkadaşları tarafından 2004’de kurulmuştur. Kurulması insanların bilgiyi yayma ve tüketme felsefelerine dayanıyor. Ne kadar çok bilgi girilirse o kadar iyi fikirler oluşturmak niyetindelermiş denebilir. Ancak kullanıcı sayısı 2 milyarı geçen bir site olarak dikkat edilmesi gereken bir konu var “doğruluk”. Gerçek hesaplar, doğru bilgiler, bilgilerin doğru yayılması gibi konularla ele alırsak kurulma amacındaki “Dünya’yı daha açık ve bağlı hale getirmek” “Dünya’yı daha yanlış ve savunmasız hale getirmek” olabilir. Dolayısıyla şunu düşünmeden edemeyiz insanların yaydığı bilgiler ne kadar doğru?

Twitter: Jack Dorsey’in SMS yoluyla küçük gruplara o anda ne yaptıklarını anlatabilecekleri üzerine kurulu fikriyle 2006 yılında kurulmuş. Bulunduğunuz yerde ne yaptığınızı, gittiğiniz yeri ya da yaptığınız şeyleri mesaj atacaksınız hepsi bu diye düşünmüşler. 2011 yılı itibariyle epey popüler bir site haline geldi. Twitter’da işler Facebook’ta olduğundan biraz farklı işliyor bence. Herkesin “erişim” sağlayabildiği ancak yine de Facebook’ta olduğundan daha kişisel ve daha güvenilir bir platform gibi. Kendinizle ilgili nelere erişim sağlanmasını istiyorsanız o kadarını yapabilirsiniz. Burada bilgilerinizin -doğru ya da yanlış- yayılması çok daha az.

Instagram: Kevin Systrom ve Mike Kreiger tarafından 2010 yılından kullanıcıların kendi hesaplarında sosyal çevreleriyle fotoğraf ve video paylaşma amacıyla kurulmuştur. Şimdilerde 700 milyondan fazla kullanıcıya sahip Instagram’ın anlık fotoğraf çek ve at kolaylığı göz ardı edilemez. Tabii kendi fotoğraf ya da videolarınızı paylaştığınız takdirde… Öz çekim yaparken arka plandaki bordo pantolonlu çocuktan izin almadan paylaşıyoruz. Ya da bir meydanın fotoğrafını çektiğinizde kadraja giren sarı saçlı şortlu abladan izin almıyoruz. Yani kendimizi paylaştığımızda problem olmuyor evet ama sizin dışınızda birisi için “gizlilik” haklarını göz önünde bulunduruyor muyuz? Kişi mahremiyetine saygıya davet ediyorum hepimizi 🙂

Bitiş notu: Bu platformlar kişilerin birbirine daha hoşgörülü, saygılı ve ahlaki normlara göre kullanıldığında daha güzel yerler olacaktır.

~mrs. ba

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir