Dijital çağın hayatımıza getirdiği pek çok hastalık duymaya başladık. Fomo, netlessfobi, nomofobi, siberkondria… Öyle ki bu hastalıklar kişinin bilinç kontrolünü bozuyor. Gündemi kaçırma korkusu olarak bilinen fomo (fear of missing out) ve bununla beraber gelen nomofobi (no mobile phobia) yani telefonsuz kalma korkusu bağımlılık derecesinde sosyal medya ve dolayısıyla telefonsuz kalma korkusudur. Telefonunuz kapandığında “acaba mesaj geldi mi?”, “birisi yazdı mı?”, “tivitırda neler oldu?” gibi kısacası sanal ortamdan uzak kalındığında kaygı yaşanıyorsa fomoya işaret ediyor olabilir. Bu hastalığı yaşayanlar yüklediği bir fotoğraf beğenme almadığında, attığı bir tivit “retweet” edilmediğinde kendilerini onaylanmamış hissediyorlar. İnsanların istediklerini, yaptıklarını gösterme istekleri beğenilme kaygısını beraberinde getiriyor. Ve öyle bir algı oluşturmaya başlıyorlar ki günlük hayatlarında olmadıkları gibi yani “mış” gibi yapmaya başlamaları, “mış” gibi göstermeye başlamaları da kaçınılmaz bir hâl alıyor.

   Hepimizin elinde akıllı telefonlar var. Hepimizin diyorum artık neredeyse 7 ila 70 yaşına kadar herkesin kullandığını görüyorum. Bu akıllı telefonların içinde onlarca uygulama bulunuyor. Not tutmak, ego tatmini için görsel paylaşımlarda bulunmak, nerede olduğunu herkesin bilmesi gerektiğini düşünmek, yediğini içtiğini göstermeden rahat edememek, bakıyım nerde imiş, ne yapmış, ne yazmış, ne demiş gibi soruların cevabını bulmak için “stalklamak” da bu sayede yaşamımıza girdi. Bu da bize güncellikten uzak kalma kaygısını yaşattı. Bu fomo kişisi telefonsuz kalamaz çünkü şu an bir kafede ve orada içtiği kahvenin -keşke tek kahve olsa (çok mütevazıyımdır)- fotoğrafını herkesle paylaşmalı ve karşısındaki diğer fomo kişisi ise o paylaşımı derhal görmeli, beğenmeli. İşte tam da bilinç durumumuz burada kaçarak uzaklaşıyor.

   Bir dur! Bir düşün! Gerçekten tüm bunları paylaşmana gerek var mı? Tüm bu paylaşımları takip etmen şart mı? Attığın bir fotoğrafın binlerce like alması, gittiğin mekânda ben buradayım diye bağırmak önemli mi? Eğer paylaşımlarınızı kendiniz için yapıyor, beğeni alması, paylaşılması, adınızın duyulması ya da nerede kiminle olduğunuz önemli değilse, telefonu elinize bir boşluğu doldursun diye alıp, sosyal mecrayı yine bu amaçla kullanıyorsanız bu sözler size değil. Ancak daha çok tersi amaçla kullanıp, telefonu elinize alabilmek, bu platformlarda paylaşım yapabilmek için kendinize bir boşluk ayırıyorsanız (!) tebrikler nur topu gibi bir hastalığınız oldu. Bu bir hastalık ve siz bu hastalığa karşı dirayetsizsiniz.

~mrs. ba

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir